04 Kasım 2008
CAN DÜNDAR’DAN BAŞKA NE BEKLENEBİLİRDİ !..
“Mustafa” Belgeseli Üzerine...
Bu toplumun ideallerini yok etmek isteyenler, çirkin emellerinden hiç vazgeçmeyecekler!..
Onların söylemleri, kalıplaşmış bildirimleri “birileri”nin üstün çıkarlarına hizmet ettiği sürece çeşitli yöntemlerle sürecek!
Bilimsel belge ve bilgilere dayanan “tarih bilinci”ne sahip, yüreklerindeki yurt sevgisini “utanmadan” dile getirebilen aydınlarımız; içine düşürüldüğümüz bu “puslu dönem”de neler olup bittiğini çok iyi biliyorlar:
Gerçek bilginin saklanması, yanlış bilgilerin yayılması, yanlış yönün gösterilmesi çabaları; içinde bulunduğumuz gerçeklikten uzaklaşmamızı amaçlayan “psikolojik savaşın temel öğretileri”dir.
Söylenecek çok şey var... Ama “Padişah Vahdettin’in, Atatürk’e ‘vatanı kurtarma görevini verdiği’ni vurgulayıp, daha sonra onun hakkında ölüm fermanı çıkardığını ‘unutmak’ gibi bir örnek” bile, bu belgeselde kimlerin şarkısının söylendiğini çarpıcı şekilde ortaya koyuyor!..
O’nun ve benzerleri’nin asıl işlevleri; bilinçaltı mesajlarıyla özelleştirilmiş bir propaganda düzenini, her fırsatta uygulamaya çabalayarak, bu toplumun kimliğini ve değerlerini belirsizleştirmektir; gerçekleri saptırarak, gizleyerek, amaçlarına uygun şekilde yeniden düzenleyerek topluma sunmaktır!..
Sayıları az da olsa, “bunlar”ı ve ortaya dökülen, açığa çıkan “kalitelerini” hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız.
Hiç kuşkusuz, “Türk Basını”nda; ülkesinin “laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” normlarının korunması konusunda son derece duyarlı olan; gerektiğinde, siyasal iktidarların “Güç bende, her şeyi yapabilirim!” anlayışına set çeken saygın kalemler olduğunu biliyoruz. Ancak ne yazık ki, içlerinde “F tipi” mütareke basınından örnekleri de taşıyorlar...
Bu tür “kişilikler” için, dünyanın en saygın gazetecilerinden John Swinton’ın 1953’te New York Basın Kulübü’nde söylediklerini acıyla hatırlıyoruz:
“Gazetecilerin görevi gerçeği çarpıtmak, külliyen yalan söylemek, kötüye kullanmak, kara çalmak ve ekmeğini çıkarabilmek için kendi ülkesini ve ırkını satmaktır. Bunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum, öyleyse bağımsız medyaya kadeh kaldırmak niye?
Biz, ekranların arkasındaki zengin adamların aletleriyiz. İpleri çektiklerinde dans eden kuklalarız. Yeteneklerimiz, imkanlarımız ve yaşamlarımız tümden diğerlerinin mülküdür. Bizler entelektüel fahişeleriz”.
Basında çıkan haberlerden, Said-i Kürdi (Nursi) belgeseli çalışması yaptığı öğrenilen Can Dündar’dan başka ne beklenebilirdi!..
Gülseven G. Yaşer
Çağdaş Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı